Aşk Hikayeleri Hikaye 

On İki (5.Bölüm)

Yalnız bir adam, yara bere içinde ve kıyısında uçurumun. Artık bir adım daha atması durumunda sevdiğine kavuşabilecekti. En sert kayalara çarpan dalgalar on iki metre yukarısında olan adamı ıslatabiliyordu. Onu izleyen on iki kişi ve bir kadın adama nasıl engel olabileceğini düşünüyordu. Ama kimse engel olamazdı.

Birden ayağının altından kayan toprak parçaları ile kendini uçurumun üstünde bir ufacık dala tutunurken buldu. Belki de geri dönüşü yoktu artık. Saniyeler içerisinde ona bakan sivri kayalarla buluşacaktı belki de. Bir aşağı bakıyor bir de tutunduğu dala. Ufacık bir dal onu ölümden uzaklaştırmıştı. Demek ki yaşamak için ufacık bir sebep gerekirdi. Peki o sebep neydi? Düşündü durdu, ancak bir cevap bulamadı. Orada takılı kaldığı sürede dal biraz daha yerinden ayrılıyordu.

Bir hışımla ulaştı kadın adama. Ağlaya ağlaya “Sana anlatmamız gereken bir şey var” dedi. Adam anlat dercesine baktı kadına. “Sevdiğin kadın da ufaklıkta hâlâ hayatta” diyerek büyük bir pişmanlıkla baktı adama. Adamın gözünün önüne sevdiğiyle geçirdiği o son gün serildi. O günden sonra her daim her şey on ikiydi. Evleneli on iki ay olmuştu. Ve o öldükten sonra -kadının söylediğine göre ise hâlâ hayattaydı- zaman adeta durmuş gibiydi. Ya da bir tesadüftü olan her şeyde on iki olması, belki de hayatın bir oyunuydu, acımasızlığıydı.

Orada bulunan on iki kişinden en yapılı olan iki kişi adama doğru yöneldi. Nedense bu yüzler tanıdık geliyordu. Elini uzatmadan önce on iki dakika boyunca düşündü. Bunlar yağmurlu havada ona tekme atanlardı. Şimdi kime inanmalıydı? Bir daha ona zarar vermeyeceklerini ümit eden bir durum mu vardı? Ama sevdiği kadın ölmemişti, kadının dediğine göre. Hemen tutunacak bir yer aradı gözleri. Ama ne yazık ki kanlanmış olan gözleri hâlâ tam olarak göremiyordu. Elini bir taşa uzattı. Ancak bir boşlukmuş ve ufacık dal biraz daha ayrıldı topraktan. Kararlıydı sevdiğine ulaşacaktı sonuçta ölmemişti. Büyük bir hızla ne bulursa tutundu ve sonunda sivri kayalara veda etti.

Kadın yanındaki on iki adamı ile birlikte çevreledi adamı. Sonra kucağında bir çocukla bir kadın geliyordu uzaktan. O yaklaştıkça adam mutluluktan ağlamaya başladı. O salıncakta hayallerle geçirdiği günler aklına geldi ve gülmeye başladı. Tüm acılar boşuna mı çekildi şimdi? Olsun ulaştı ya sevdiğine. Peki neden böyle oldu? Kimse bilmiyordu. Birden bir silah çekildi oracıkta kadının kafasına sıkılan bir kurşun sonrası ufaklığa da bir kurşun sıkıldı. Kaybetmek işte buydu. Daha ağır bir kaybediş yoktu. Kurşunu sıkan kadının etrafındaki on iki kişi adamı yakaladı. Oracıkta adama yapmadıklarını bırakmadılar.

Herkes gitmişti. Adam ise sevdiğinin ve ufaklığının önünde oturmuştu, ne konuşabiliyor ne hareket edebiliyordu. Ufaklığı ilk defa görmüştü ama kan revan içinde. Birden sevdiği nefes aldı. Bir umutla baktı kadına. “Bir sözümüz vardı hatırlar mısın? Birlikte ölecektik, şimdi bir fırsat sevdiğim sana.” dedi elini tutarak adamın. Adam ayağa kalktı, sevdiğini ve ufaklığını aldı uçuruma doğru yürüdü. O sert kayalarla tanıştılar. Ruhları mutluydu birlikte yok oldular, zamanında birlikte gözlerinde kaybolduğu gibi.

“Neden vurdular?” desem çoğumuz bilmeyiz. Acılarımız bizde saklıdır. Kimse bilmez, görmez, duymaz ve asla hissedemez…

-SON-

Ali Karasürmeli
BİR DELİ ŞAİR

Burayıda Beğenebilirsiniz

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.