11 Deneme 

Bir Mustafa Hikayesi

‘’Hayatımın orta yeri’’ dediği on iki yaşında tattı hayatın acısını Mustafa. Umutsuz ve mutsuzdu yaşamı. Her fırsatta küfür savurup, şiddete başvuran bir baba ve çilekeş annesi ile acılar içindeydi. Ne halledebiliyordu yolundaki engelleri, nede yaşamak istiyordu. On iki olmasına rağmen yaşı, o kendini çoktan otuzunda hissediyordu. Oysa içi cıvıl cıvıl, espirili, gülen gözlere sahipti. En sevdiği işti zaten gülmek. Daha on üç yaşının ortasında vurdu hayat ona hançerini. Bir rüya ile başladı. Başladı ve bitmedi. Biliyordu ki bitmeyecektide. Hayat, adeta zembille indirmişti ona kötülüğü. Direndide aynı zamanda. Çok şeye göğüs…

Devamını Oku...
yalnızlık Deneme 

ADRES

Gün batmak üzereydi. Üşüyordum. Kara-sarı, yavan, turuncu bir akşam üstü irkilerek kendime geldim. Yağmur matematik öğretmenimin tokadı kadar hızlı çarpıyordu yüzüme. Yoğun anlamsızlık korkuttu beni. Elimdeki kağıda baktığımda iyice düştüm boşluğa. ‘’adres’’ yazıyordu. Sadece ‘’adres’’… Evirdim, çevirdim… başka bir şey yazmıyordu avuç içi kadar kağıtta. Aksi gibi hiç kimselerde yoktu etrafta.. Bir dakika, bir dakika… Bu şehri tanımıyordum ki ben. Bu evler, bu sokak, bu cadde… rüya diye düşündüm önce. Hani olur ya; çok kötü bir rüyada birden ‘’bu bir rüya, az sonra uyanacağım, ya da lütfen öyle olsun Allah’ım’’…

Devamını Oku...
5506237-art-wallpaper-hd Deneme 

Herşey Dündür Bugün Hariç

Her zaman mutlu olmayı öteleyen insanları anlamamışımdır. Acılar nasıl ki yaşanır ve sonra daha sonraki yolculuğunuzda size yarenlik etmek üzere heybenize katılırsa mutluluk da zamanında yaşanması gereken bir duygudur. Kimse acısını ertelemeyi düşünmez. Kimse acısını erteleyemez. Ama nedense mutlu olmak hep gelecektedir. Bu işin içinde belki de biraz benim beceriksizliğim de var. Çünkü ben gelecekten mutlu olma yeteneğine sahip değilim. Şuan ne hissediyorsam onu hissedebilirim. Şimdi Çok ama çok keskin. Şimdinin acısı büyük ve derin. Ve yaşayabileceğimiz tek an şimdi. Şuan buradayken gelecekteki gibi hissedemeyiz. Gelecekte de şimdiki gibi. Geçmişe…

Devamını Oku...
20180424_184743 Deneme 

SESSİZ

Tüm hesaplarımı,doğru yaptığımı düşündükçe ben; hep hayatın “kandırma kuvveti” galip gelirdi,kaybederdim! Ses etmezdim.Etmezdim de sessizliğimi bir ses bölerdi: — “Neden, sessizsin?” diye. Ses verirdim,Seslenirdim.Severdim kimisini seslerin; ama bazılarını da sevmediğini belli ederdi, benim yalanın acemisi sesim! — “Sesini kes!” derlerdi, sevimsiz sesler.Susardım. Kendi susuzluğumda kavrulurken “sessizce”, en büyük zevki duyardım; kendi sessiz çölümün sakin bahçesinde!..

Devamını Oku...
1738906_off17 Deneme Edebi Metinler 

DOĞRULARI SÖYLEMEYEN HAYAT

“Kalabalıklardaki Tüm Yalnızlara…” Usul usul ve uzun uzun anlat bana kendini hayat! Anlat ki ben de ölmeden bulabilirim belki kendi gerçeğimi. Aklımın dünyaya erdiği günden beri hep bir telaş hep meraklı bir bakış… Sonra aklıma geliyor birden hangimiz aramıyoruz ki birini veya bir şeyleri? Hep bir arayış,hep yeni hedeflerimiz var özümüzü bulabilmek için ya da pes ettiğimiz zamanlarda en incesinden bir serzeniş geçmişimize. Ama dedim ya hayat,ben dalıp dalıp gitmelere mi geldim sana yoksa dalgalanıp kendimi dalgalara esir etmeye mi? Vermedin bir türlü cevabını! Vermezsin tabii! Çünkü sen de çözmüşsün…

Devamını Oku...
5381162271585 Deneme Edebi Metinler 

OLSAYDI İMKANIM

Bir kısa çizginin iki ucu gibidir bazı sevdalılar; hem bitişik hem de en uzaktırlar birbirlerine. Her çizgiye kavuşabilirler; kendileri dışında. (Zülküf ÖZÇEPİK) Yeryüzünde bir imkânsız vardır; bir de “imkansızı” olan üstadım! Elini uzatınca tutup kendine çekeceğin kadar yakın gibidir -ki insan, en çok da buna aldanır; yakamozu avucuyla yakalayıp başucunda sabahlara kadar parıltısını izleyecekmiş gibi-ama uyanıkken gördüğün rüyadır bu ve maalesef bildiğin en gerçek yalandır aynı zamanda. Çünkü imkansızındır o senin. Bir kere hayat öyle yazmıştır onu senin kapkara sayfana bembeyaz mürekkebiyle. Bakarsın, sevdasına kapılırsın, o kıvılcım olunca sen yalım…

Devamını Oku...
0000371055 Deneme Edebi Metinler 

Yağmur Tatbikatı

Okullarda, hep yangın tatbikatı yaptırırlardı bize. Yanıp da kül olacağımızı önceden biliyorlarmış gibi. Ama hiç kimse çıkıp Bir gün de Yanan yüreğimize Bir damla sus serpilsin; Serinlesin diye Bize ‘yağmur tatbikatı’ yaptırmadı niye? Nasıl yürünür, yüreğindeki sevdayla yağmurların altında ve Nasıl ciğerlere çekilir sevgiliyle birlikte Havaya vuran toprağın kokusu “aşk” diye? El ele tutuşarak yağmurla ıslanmayı; Bir yârin gözlerine dalıp kaybolmayı Hiçbir tatbikatta Öğretmedi kimse. Hep yaktılar… Doğduğumuz günden beri Yanmaya hazır oldurdular; Adeta yüreğimizi söndürmeyi Gizlediler sır olarak bizden. Acımadılar Sevda taarruzların ortasında Savunmasız bıraktılar bizi!..  

Devamını Oku...