yalnızlıkDeneme 

ADRES

Gün batmak üzereydi. Üşüyordum. Kara-sarı, yavan, turuncu bir akşam üstü irkilerek kendime geldim. Yağmur matematik öğretmenimin tokadı kadar hızlı çarpıyordu yüzüme. Yoğun anlamsızlık korkuttu beni. Elimdeki kağıda baktığımda iyice düştüm boşluğa. ‘’adres’’ yazıyordu. Sadece ‘’adres’’… Evirdim, çevirdim… başka bir şey yazmıyordu avuç içi kadar kağıtta. Aksi gibi hiç kimselerde yoktu etrafta..
Bir dakika, bir dakika…
Bu şehri tanımıyordum ki ben. Bu evler, bu sokak, bu cadde… rüya diye düşündüm önce. Hani olur ya; çok kötü bir rüyada birden ‘’bu bir rüya, az sonra uyanacağım, ya da lütfen öyle olsun Allah’ım’’ dersiniz. Aynen de öylesi bir durum.
Ama öyle değildi. Basbayağı gerçekti. Elimde sadece ‘’adres’’ yazılı bir kağıtla, bilmediğim bir yerde yapayalnız kalmıştım.
Neyse ki esen rüzgar kendime getirdi beni biraz. İlk şoku atlattıktan sonra ‘’ yürü, birilerini bul’’ dedim kendi kendime. Gün ise tamamen batmıştı. Bir dakika, bir saat gibi geçiyordu bu şehirde.
İlk sokaktan sağa saptım. Rahatlamayı düşünürken iyice tedirgin olmuştum. Sokak boştu. Sesler var ama sokak bomboş. Ve diğer sokağa girdim. Sonra diğerine, diğerine ve diğerine. Sokak lambalarının ışıkları bile benim kadar titremiyordu. Her yer boştu. Hep boş, hep boşluk. Daha daha ve çok daha boşluk.
Kulağımda ise sesler. Ayak sesleri, insan gülüşmeleri, bazı sokaklarda kavgalar, düğünler ve okul zilleri. Bunlar da gerçekti.
Korkmuşluğum katlanıyordu. Rüya değildi, şaka değildi, akıl oyunu ya da delirme değildi, her şey inadına ve hırsla gerçekti. Peki hata nerdeydi?
Elimdeki kağıda baktım. Hala ve sadece ‘’adres’’ yazıyordu. Boooommmmmmmmmmm..! Hayır ‘’adres’’ yazmıyordu. Hiçbir şey yazmıyordu. Avuç içi kadar boş bir kağıttı sadece.
Sesler artıyordu.
Ayak sesleri, çocuk cıvıltıları, düğün ve kavga sesleri. Artık uyanmak istiyordum. Bu bir rüya olsundu. Zihnim algılayamıyordu hiçbir şeyi. Boşluk büyüyor ve düşme hissi fazlalaşıyordu. Derken ezan okundu, akabinde bir sala başladı. Her şey daha karmaşık bir hal aldı. Hava aydınlanmak üzereydi. Sokak lambaları erken kapandığından ya da elektrikler kesildiğinden ortalık zindan gibiydi. Ama yok, elektrikler kesilmiş olamaz çünkü hem ezanın sesini duydum hem de şu an okunan salanın sesini duyuyordum.
Ve en nihayetinde beklediğim o şey. Işık ve huzur. Doğdu içime güneş gibi. Ayağa kalktım hiç oturmadığım halde. El salladım bilinçsizce ve o kağıt yine elimde, iki parmağımın arasında. ‘’Adres’’ yazıyor yine. ‘’Adres’’…
O büyük his.. ‘’farkındalık’’, farkındayım artık. Biliyorum adresi biliyorum. Kendimdim ‘’adres’’, kendimi arıyordum. Okunan ezanlarda masumiyetimi, salalarda yitirdiğim hayallerimi, karanlıkta sevgilerimi arıyorum. Kendimi arıyorum. Adresimi arıyorum.
Peki, bulabiliyor muyum.?
Aslında…………………………..!

Burayıda Beğenebilirsiniz

2 Düşünceler “ADRES”

  1. Zülküf ÖzçepikZülküf Özçepik

    Eline yüreğine sağlık eziz dostum.

    1. Abdullah Tekin

      çok çok teşekkür ediyorum hocamm..

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.