pt-seniors-3Hikaye 

BİR AKILLI

Gözlerini ovuşturdu ve elindeki kitabı çantasına koydu. Sulanan gözleriyle trenin penceresinden dışarı seyretmeye başladı. Kuru kavak ağaçları ve yeni yeşerirmeye yüz tutmuş geniş çalılık alan onun bir süre dalıp gitmesine neden oldu. Tren raylarda hafif sallanınca o da dikkatini topladı ve doğruldu. Kar sularının besleyip taşırdığı dere yatağı altmış kilometre hızla seyreden trenin bir kaç metre ötesinde duruyordu. Su o kadar bulanık ve kırmızıydı ki günlerce su içmemiş bir tilkinin bile iştahını kaçırabilirdi. Her şeye rağmen doğanın yaptığı bu kirlilik, onu tüm kötü düşüncelerden söküp almıştı.Yeterli değil, dedi kendi kendine. Etrafı daha net görebilmek için nereye gitmesi gerektiğini gayet iyi biliyordu. Aya kalktı, gözlerinin kararması geçtikten sonra da yürümeye başladı. Vagonun içinde koşuşturan bir kaç çocuğun arasından sıyrılarak en arka vagona doğru hareket etmeye devam etti.

Lokomotifin en arka vagonunda ki manzarayı bilen tek tük insandan biriydi. Bir de tiryakiler vardı. Sigara içmek isteyenler kondüktörün uğramadığı en arka vagonun kapılarına doğru ilişir ve sigaralarını afiyetle içerlerdi. O sigara içmezdi ama bol oksijenli havanın akciğerlerine girmesine de engel olamazdı. Bir kaç vagonu daha  geçtikten sonra bir tuhaflığın olduğunu fark etti. Sanki tüm yolcular onu tanıyormuşçasına yüzüne bakıyordu. Oralı olmadı yürümeye devam etti. Ancak dokuzuncu vagona geldiğinde, onun geldiğini gören yolcular konuşmayı bırakıp sanki  ölüme mahkum edilmiş bir suçlunun idam sehpasına gidişine bakar gibi dikkatlerini topladı.Annesinin kucağında mavi bir arabayla oynayan beş-altı yaşlarında bir çocuk tam konuşacaktı ki annesi onun ağzını sıkıca kapattı. Bu enteresan durum onun gözlerinden kaçacak kadar uzakta gerçekleşmemişti.

Yutkundu, yavaş yavaş endişe etmeye başladı. Önce saçını, sonra yüzünü kontrol etti. Yolcuların neden baktığı ve garip davrandığı konusunda en ufak bir fikri yoktu. Biran için geri dönmeyi düşündü, ancak en arka vagona gidip hava almanın daha faydalı olacağını biliyordu. Adımlarını hızlandırdı. Bir yandan da korkmaya başladı. Hızlanan kalp atışlarını hissedebiliyor ve neredeyse alnından damlayacak teri eliyle iteliyordu. Vücudu bu garip olaya tepki vermeye başlıyor, ayaklarındaki güç azalıyor ve hafifçe başı dönüyordu. Gözleri bulanıklaşmaya ve kulakları çınlamaya başladı. Düşmemek için yolcu koltuklarına tutundu ancak daha fazla hareket edemedi. Her ne kadar kulakları çınlasa da arkasından yükselen insan seslerini duyabiliyordu. Kafasını çevirdi ve baktı. Ona doğru gelen bir düzine insan vardı, gözleri yalnızca üzerlerindeki kıyafetin rengini ayırt ediyordu. Beyazlıydı bunlar. Ama kimdi. Neden ona doğru geliyorlardı. Etraf karardı. Bayılırken duyduğu son ses “Kapıları kapatın” oldu. Memleketine giden trenin, son vagonunda bayıldığını düşünüyordu. Ayıldığında, tren vagonlarının aslında psikiyatri koridorları olduğunu öğrendiğinde buna yine inanmayacaktı.

Burayıda Beğenebilirsiniz

2 Düşünceler “BİR AKILLI”

  1. Haddi Bakkim

    Bu tarz hikayeler görmeye açız çok güzel

  2. Mehtap

    yüreğinize kaleminize sağlık

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.