Dorothea-Lange.-Migrant-Mother-303×395Hikaye 

BİR ANNELER GÜNÜ HİKAYESİ

Küçük hediye dükkanından aldığı su küresine bir daha baktı. Uzun zamandır gülmeyen yüzü şimdi tebessüm ediyordu. Kesin beğenecek, dedi kendi kendine ve köşe başındaki çiçekçiye gelene kadar mırıldandı. Henüz ilkokula gittiği zamanlarda söylediği benim annem güzel annem, şarkısı nedense bugün dilinden düşmek bilmiyordu. Ona bu şarkıyı öğretmeni öğretmişti. O da okuldan eve kadar koşmuş ve annesine bu şarkıyı söylemek için can atmıştı. Sonrasında çabuk geçen yıllar ve büyüyen bedeni onu annesinden bir kaç adım uzaklaştırmıştı.

Çiçekçiye gelene kadar bir kaç anı daha gözlerinin önüne geldi. Sobanın hemen yanı başında mavi leğende annesinin onu banyo yaptırması, soğuk kış gecelerinde şimşeklerden korkup da annesinin yanına sokulması ve kurt gibi aç olduğu zamanlarda eski kırmızı fırından etrafa yayılan susamlı börek kokusu. Hepsi de daha dün gibi taze ve vazgeçilmez anılardı. Bu güzel anılar, onun içinde bir burukluğa sebep olmuştu. Belki de eskiye duyduğu özlemden kaynaklanıyordu.
Çiçekçi Leman Teyze’nin ahşaptan yapılmış dükkanına geldiğinde gözlerini hemen kırmızı vazolarda boy gösteren papatyalara çevirmişti. Biliyordu annesinin hangi çiçeklerden hoşlandığını. Papatyaları, özellikle beyaz olanları çok severdi. Cebinden çıkardığı beş lirayı Çiçekçi Leman Teyze’ye uzattı ve ne kadar ediyorsa o kadar papatya ver, dedi. Beş tane papatya almakla yetinmişti. Çünkü cebinde ancak o kadar para kalmıştı. Otobüse binmek için bir köşeye para ayırmamıştı. Ama o, yürümeyi çoktan göze almıştı. Annesi, onu yürüyerek geldiğini görse kızacağını biliyordu. Bu yüzden bunu bir sır olarak saklayacaktı.

Folyoya sarılmış beyaz papatyaları avuçlarının içinde sıkıca tutarak yola düştü. Yürüdüğü cadde bir o kadar kalabalık ve heyecanlıydı ki tam bir karnaval havasını yaşıyordu şehir. Çoğu çocuk, genç, yaşlı herkes annelerine bir şeyler almak için o mağaza senin bu hediyeci benim dolaşıp dolaşıp duruyorlardı.
Asık yüzler şehirden göç etmişte gülücükler saçan mutlu suratlar yerini almıştı. Güneşli bir günde burunları mest eden, bardakta mısır kokusu ve kuş cıvıltıları bugünün özel olduğunu hissettiren diğer objelerdi. Ancak tüm bu büyü onu görmesiyle biranda sislendi. Beyaz ve kıvırcık saçları, Yılların yüzüne attığı çentikler ve parlaklığını koruyan iri siyah gözlerini görür görmez olduğu yerde kaldı. Ona anneler günü şarkısını öğreten ilkokul öğretmeni tam karşısından geliyordu. Tesadüfleri severdi ama bu sefer bayılma eşiğine geldi. Onun kendisini tanıyacağını umarak hızlıca karşısına geçti. Sessizlik ve düşünmeyle geçen bir kaç saniyelik zamanın ardından nihayetinde öğretmeni onu, önce okul numarasını ve ismini söyleyerek hatırladı. O da bu hatırlamaya, sarılarak karşılık verdi. Ayaküstü konuştular. İşten, aşktan bahsettikten sonra öğretmeninin gözleri çiçeklere kaydı, ne şanslı bir annen var diyerek yarım bir gülüş bıraktı. Oysa öğretmeninin içinde kopan fırtınaları bilemezdi. Şey evet öğretmenim, annem, o papatyaları sever de, diyerek gülümsedi. Öğretmeni de gülümsüyordu, ancak dışarıdan bakan herhangi biri öğretmenin içten gülmediğini anlayabilirdi. İçinden bir ses, bu çiçekleri öğretmenine vermesi gerektiğini söylüyordu. O da fazla düşünmeden beyaz papatyaları öğretmenine uzattı. Siz de benim ikinci annemsiniz lütfen bunu kabul edin, dedi. Öğretmeni biraz şaşırmış ve birazda mutlu olmuştu. Yok kabul etmem, papatyaları annene aldın dediyse de ısrar üzerine kabul etti. Bir kaç dakika daha konuştuktan sonra sarılıp ayrıldılar. Öğretmeni arkasını dönüp onun gidişine bakarak mırıldandı, keşke ama keşke benim de bir çocuğum olsaydı, olsaydı da anneler gününde yetim kalmasaydım, dedi. Ama o, öğretmeninin bu cümlesini duyamayacak kadar uzaklaşmıştı.

Caddeyi geçtikten sonra adımlarını hızlandırdı. Annesine aldığı papatyaları, öğretmenine hediye etmişti ama su küresi hala elindeydi. Papatyaların gittiğine üzülmüyordu aksine, içine bir huzur çökmüştü. Gökyüzüne baktı. Güneş tüm ihtişamıyla batarken pamuk gibi bulutları kızıla boyuyordu. Çukurova’nın yarı sıcak gününde annesine biran önce varmak için adımlarını hızlandırdı. Çok geçmeden de bahçe avlusundan içeri girerek annesinin olduğu yere geldi. Su küresini annesinin baş ucuna bıraktı ve “Ruhuna Fatiha” yazan taşı öperek,

Annem, varlığımın sebebi

Yaşamamın nedeni

Öp beni

Çünkü,

Ben özlüyorum seni, dedi.

Murat Ali Ersan

Burayıda Beğenebilirsiniz

2 Düşünceler “BİR ANNELER GÜNÜ HİKAYESİ”

  1. Mehtap

    çok güzel olmuş tüm annelerin anneler günü kutlu olsun

  2. Humeyra

    muhteşem bir hikaye elinize sağlık

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.