Hikaye 

GAİA Karanlık Büyü Bölüm 2

Yeni başlangıçlar…

Dore ve Kaeira köyün girişine geldiklerinde Kaeira yine fenalaşmaya başlamış fakat bu sefer ayağındaki zehir koluna aksetmişti. Vücudu içerisinde dolaşan zehrin çıkartılabilmesi için biran önce bilge ianus’un yanına gitmeleri gerekiyordu. Kolu her dakika şişiyor, acıdan çığlıklar atıyordu Kaeira. Köyün girişindeki dereden geçerken bacağından akan zehir dereye damladığını gören Kaiera, balığın düşen damlayı yuttuğunu gördü. Köprünün üzerindeyken balık biranda şişmeye ve dereye sığmamaya başladığını gören Kaiera ve Dore olanlara anlam veremiyordu ve bacağından akan zehri durdurabilmek için Dore’nin bandajını kullandılar. Köprüden geçtikten sonra balığın patlayarak öldüğüne tanıdıklık eden köy sakinleri ve Kaiera daha da hızlanarak İanus’un yanına gittiler.

Telaşlı seslerle;

-İanussss, İanussss, bilge İanussss diye bağırdılar.

İçeriden bir şaşkınlık ile çıkan İanus gözlerinden yeni yeni geçmeye başlamış yeşil bir ışığın olduğunu görenler şaşırsa da o anın şaşkınlığı ile üstünde durmamışlardı. Asasının ucundaki yeşil taşın hala parladığını gören Kaiera ve Dore, anlam veremeseler de mantarları yetiştirmenin sevinci içerisindelerdi. Tedavinin Karya’ya yapılmasının ardından Kaeira’nın kolu ve ayağı iyice kötüleşmeye başlamıştı. Baygınlık geçiren Kaeira’yı Dore ayakta tutmaya çalışıyor fakat ağırlığına gücü yetmiyordu.

İanus yere uzandırdıkları Kaeira’nın bacağına ne olduğunu sorduğunda kraliçe örümceğin ısırdığını fakat ellerinden kurtulmayı başardıklarını Dike’nin hançeri almak için karanlık ormanda hırsız elflerin peşine düştüğünü uzun uzun anlattı. Kaeira’nın bacağındaki zehri hazırladığı iksir ile temizleyen İanus kolunun neden hala düzelmediğini anlayamamıştı. Kolundaki şişlik göğüslerine ve diğer koluna doğru hareket ediyordu. Ölümle sonuçlanmaması için elinden gelen her şeyi yapan İanus, asasını eline aldı ve

-Gördüklerini kimseye anlatma güzel kızım başka çaremiz kalmadı bunu deneyeceğiz dedi.  Asayı tuttuğunda hiç olduğunu görmediği bir manzara ile karşı karşıyaydı Dore, İanus’un gözleri yemyeşil, asanın ucundaki yeşil ateş ise parlaklığına kavuşmuştu adeta.

Kaeira’nın üzerinde asası ile sihirli sözcükler söyleyen İanus,  Dore’nin korkulu gözlerini görünce tedaviyi bıraktı. Korkma kızım sana zarar vermem ama gördüklerin aramızda sır olacak kalacak başka kimse bilmeyecek tamam mı? Dedi ve Dore cevap veremeden Kaeira’nın diğer kolunun da şişliğinin artması ile acıdan bağırması ile irkildiler. Dore gözyaşları ile Kaeira’nın elini tutuyor, Karya’ya bakıyor, Dike’ye ne olduğunu düşünüyor, İanus’un bir büyücümü olduğunu kafasından geçiriyordu. Bütün bunları düşünürken beyni patlayacak gibiydi. Köyde yavaş yavaş her şey yoluna girerken karanlık ormanda bıraktıkları Dike ne yapıyordu?

Gizli yabancı..

Dore, İanus’a söyleyip Dike’nin peşinden gidecekti ki Dike ormanın girişinde bir yabancı ile birlikte göründü. Dike koşarak Dore’ye sarıldı ve ormanda neler oldu bir bilsen diye anlatmaya başlayacaktı ki İanus’un, “ Dike kim bu yabancı” sesi ile duraksadı. Beni karanlık ormanda kurtaran adam bilge dede dedi. İanus önce yabancıyı seçemedi fakat Dike’nin elinden tutup getirdiği kişinin de kim olduğunu merak ediyordu. Yüzünde siyah bir maske olan kişinin gözleri hiç yabancı gelmiyordu İanus’a fakat ismini sormadan da edemedi.

-Rica etsem isminizi bağışlar mısınız?

GAİA Karanlık BüyüKonuşmadan yüzündeki maskeyi çıkartan yabancının o olabileceği ihtimalini bile vermiyordu. Gördükleri karşısında bir büyünün etkisinde olduğunu düşündü önce İanus, Dike ve Dore’nin ne oldu İanus neden sustun diye salamlarıyla kendine geldi.

Yabancı adam hala konuşmuyordu. Yol boyunca da hep susmuştu kim olduğunu Dike ve Dore’de merak etmeye başlamıştı ki, İanus konuşmaya başladı.

-Sen yaşıyorsun nasıl, nasıl olur? İanus tanıyor muydu yabancıyı inanılmaz bir ana şahitlik ediyorlardı Dore ve Dike.

Yine bir süre sessizlik oldu yabancı ile İanus gözlerini birbirlerinden ayırmıyorlardı. Acaba düşmanlar mıydı? Soruları akıllara geliyordu fakat İanus gibi bilge adamın düşmanı nasıl olabilirdi ki o kendini hep iyiliğe adamış insanlara hep yardım eden bilge bir adamdı.

Sessizlik bozuldu ve yakılan ateşin etrafına oturdular. Yabancı hala konuşmuyordu. İanus o mağaradan ve o ormandan nasıl kurtuldun? Seni herkes öldü kabul etmişti nasıl başardın Hyra dedi.

Dike içtiği suyu bir şaşkınlık ile tükürdü ve Hyra mı? Diye şaşıran ses tonu ile seslendi. Dore hikâyelerde anlatılan özel güçleri olan Ninja Hyra mı? dedi.

Hyra suskunluğunu bozdu,

-Hikâyelerimi mi anlatıyordunuz İanus? Ne diyordunuz savaşta bırakıp kaçtığımız Hyra mı? Yoksa ölüme terk edilen Hyra mı?

Neler olduğuna anlam verememişlerdi iki ufaklık. Eski arkadaşları onu anlamışlardı ama dostlar mı düşmanlar mı kesin bir şey söylemek güçtü artık.

Dike tam bir şey söyleyecekken İanus sözünü kesti ve

-Kimse hakkında kötü bir hikâye anlatmadı. Savaşta ki kahramanlığın diyar diyar anlatıldı. Fakat senin kanlı kıyafetlerin bulunduğu için savaş sonrası çıktık oradan kimseyi arkamızda bırakmadık dedi.

Hyra;GAİA Karanlık Büyü

-Ağır yaralandım, yanımda senin yaptığın iyileştirme iksirlerinden kalmamıştı büyük ve benden hızlı bir güç arka arkaya darbeler vurdu. Yerde sürünerek örümcek mağarasına girdim biliyordum orada Sue yersem iyileşecektim. Ölümü göze almıştım kraliçeyle karşılaşmada fakat hepsi savaşta olduğu için mağara ve çevresi boştu içeriye girdim onca zaman o mağarada sürekli çıkışı aradım.

Umudumu kaybetmiştim ki mağarada insan sesleri duydum nasıl olabilirdi kapıda birçok asker örümcek daha sesleri çıkar çıkmaz öldürürlerdi. Kamuflajım kapıdan çıkıp asker örümcekleri geçecek kadar açık kalamadığından çıkamıyordum. Dike ve arkadaşını gördüm mağarada onları takip ediyordum.

Dike atladı konuşmaya “ Demek o arkamızda hızla hareket eden ve bizi korkutan sendin”

Hyra konuşmasına devam etti;

Evet, bendim sizin insan olduğunuzdan emin olmak istedim ve kapıdan nasıl geçtiğinizi merak ettiğimden sizi takip ettim. Aslında yanı başınızda gezebilirdim de fakat kamuflajımı kontrol edemiyorum artık o yüzden korkup içerideki yavruların uyanmasına neden olabilirdiniz.

Daha sonra kapıdan kaçarlarken kamuflaj ile dışarıya bende çıktım kimseye görünmeden. Kılıçlı çocuğun bacağından ısırılmasını görünce geri dönecektim ki, ayağını kurtardı kraliçeden aslında ilk defa birisi kraliçeye zarar verebilecek kadar yakın olabilmişti görünce şaşırdım. Tam karanlık ormandan çıkacaktım ki, Dike’nin ormanda dolaştığını gördüm ve gizlice takip ettim. Elfleri izliyordu fark etmiştim ama bu çok tehlikeli bir durumdu çünkü elflerin gözcüleri kesinlikle ağaçtan Dike’yi izliyordu.

Dike hançerin peşine giderken aslında büyükte bir sırrın ortaya çıkmasına sebep oldu. Dike orayı izlerken elflerin ağaçlardaki gözcüleri Dike’a saldıracakları sırada kamuflaj ile Dike’ı oradan çıkarttım.

Yaklaşan kötülük…

Dike olanları doğrular nitelikte başını salladı ve İanus’a dönerek;

-Toplantı yapıyorlardı karanlık ormanda, bataklık gibi çukur bir yerde birbirinden çirkin yaratık vardı. Bataklığın ortasında ki şatodan bir kadın çıktı ve “Ben yüce Eris Gaia’yı yok edince tüm dünya önümüzde diz çökecek yavaş yavaş yakın ormanı” sonra bir anda Hyra geldi beraber buraya geldik dedi.

İanus’un gözleri korkulu bakıyordu ki, Hyra’da da aynı bakış vardı. Eris’ten neden bu kadar korkuyorlardı yaratıklar bize saldırsa biz daha güçlü değimliydik?

İanus, tekrar gelirlerse bu sefer bu saldırıyı kaldıramayız bir şeyler yapmalıyız dedi. O sırada Dore’nin parmaklarında beyaz ışıklar belirmişti. İanus kehanetlerde yazan 4 kişinin Dore, Karya, Dike, Kaeira olduğunu düşünmeye başlamıştı. Kehanete göre kişilerden biri kara büyüyü temsil edecekti. Birisi ise koruma, şifa, ejderha gücü gibi iyiliği temsil edecekti. Kişilerden biri de gücü temsil edecekti. Dördüncü kişi de adaleti, hızı, çevikliği, suikastı temsil edecekti.

Aslında söylenenlerin hepsi bir kişiye uyuyordu bunun üzerine Dore’nin elini tutan İanus asası ile birkaç sihirli sözcük söyleyerek dokundu. Gördükleri karşısında şok olmuştu kehanette yer alan ejderha simgesi bileklerinde ve avucunun içinde belirmişti. Hyra kehaneti bildiğinden gülümsedi.

Dike: Vaay! Çok havalı bana da yapar mısın? Lütfen diye İanus’a yalvardı.GAİA Karanlık Büyü

İanus ondaki yeteneğin çeviklik olduğunu biliyordu fakat emin olmak istedi. Yine birkaç sihirli sözcükle Dike’nın eline dokundu fakat hiç bir şey olmadı. Üzüntüsü yüzünden okunan Dike’ın yanına gelen Hyra senin yeteneğin ile benim yeteneğim aynı sana nasıl kullanman gerektiğini öğretebilirim eğer istersen dedi.

Dike buna sevinmişti fakat Dore’nin elinden çıkan ışık ve mühürleri çok kıskanmıştı.

-Olur dedi ve kalkıp Karya ve Kaeira’nın yanına gitti.

Kaeira’nın vücudu şişmişti neredeyse patlayacaktı. Sürekli inliyor, belli ki çok canı yanıyordu.

Karya’nın yanına gittiğinde elinin aldığı şekil korkunçtu fakat titremeleri geçmiş oda baygın yatıyordu. Üzgün bir şekilde dışarıya çıkan Dike, ateşin yanına gidip oturduğu sırada İanus’un kulübesinden büyük bir ışık patladı. Hızla oraya koştuklarında kapıda gördükleri manzara karşısında şaşırmışlardı. Dike sadece Karya diyebildi…

 

Burayıda Beğenebilirsiniz

Yorum Yapılan İçerik “GAİA Karanlık Büyü Bölüm 2”

  1. Buse Güllaç

    yav şunu kesip durmayın valla merak tan öleceğiz

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.